Bebek ve çocuklarda ateşli hastalıklara karşı dikkat!

Bebek ve çocuklarda ateşli hastalıklara karşı dikkat!

Mart 17, 2021 0 Yazar: farukkscu

Bebek ve çocuklarda ateşli hastalıklara karşı dikkat!

“Dünyanın Ateşini Düşünüyoruz” projesi paydaşlarından Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları ve Bağışıklama Derneği, bebek ve çocuklarda ateşli hastalıklarla ilgili doğru bilgilerle farkındalık yaratmak hem de küresel ısınmaya dikkat çekmek amacıyla çeşitli faaliyetlerde bulunuyor.

Toplum genelinde ateşli hastalıklarda ateşi düşürme ile ilgili akılları karıştıran pek çok bilgi kirliliği bulunuyor. Dernek, farkındalık sağlayarak ateşin verdiği zararlardan bebek ve çocukları koruyabilmeyi hedefliyor.

Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları ve Bağışıklama Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ege Üniversitesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zafer Kurugöl bebek ve çocuklarda ateş yönetimi hakkında şu bilgileri verdi: Çocuklarda ateşin çok sık görüldüğünü, aileleri ve hekimleri endişelendiren, hatta telaşa neden olan bir hastalık belirtisidir. Burada önemli nokta ateşin bir hastalık değil, bir ‘hastalık belirtisi’ olduğudur. Vücut sıcaklığının normalin üstünde ölçülmesi olarak tanımlanan ateş, en sık enfeksiyon hastalıklarında yükselir, ama enfeksiyon dışı birçok hastalıkta da yükselebilir.

YAŞA GÖRE VÜCUT ISISI DEĞİŞİR Mİ?

Normal vücut sıcaklığı, kişiden kişiye değişim gösterir. Ölçtüğümüz ateş, kişinin yaşına, ölçümün yapıldığı saate, ölçümün yapıldığı vücut bölgesine, kişinin aktivite düzeyine, çevre ısısına, adet döngüsünün evresine göre değişiklik gösterir. Bebeklerde vücut sıcaklığı daha yüksektir. Bebeklikten itibaren bir düşüş olur ve bu hafif düşüş ergenlik sürecine kadar devam eder ve vücut ısısı kızlarda 13-14, erkeklerde 17-18 yaşlarda sabit hale gelir. Vücut sıcaklığı, ölçümün yapıldığı saate göre de değişiklik gösterir. Sabah 06.00 sıralarında en düşük, akşamüstü 18.00’de ise en yüksektir.

Sağlıklı bir insanda koltuk altı ısısı 35,7-37,3 °C arasında değişmekle birlikte ortalama 36,4 °C’dir. Makattan ölçülen vücut sıcaklığı koltuk altından ölçülenden 0,5-1 °C daha yüksektir. Yine, ağızdan ölçülen vücut sıcaklığı koltuk altından ölçülenden 0,5°C daha yüksektir. Özet olarak şunu söyleyebiliriz: Nereden ölçülürse ölçülsün 38°C üzeri ateş kabul edilir.

HANGİ ATEŞ ÖLÇERİ TERCİH ETMELİ?

En doğru ölçüm metodu termometre (derece) kullanmaktır. Günümüzde ateş ölçümünde dijital termometreler kullanılmaktadır. Vücut sıcaklığı ölçümü, koltuk altından, makattan, ağızdan, kulaktan veya alından yapılabilir. Son zamanlarda aileler ve sağlık kuruluşları tarafından en çok tercih edilen yöntemlerden biri infrared termometrelerle kulaktan ateş ölçümüdür. COVID-19 pandemisi nedeniyle bazı yerlerde tarama amacıyla alından veya koldan ölçüm yapılmaktadır. Alından ölçüm çocuklarda bireysel kullanım için önerdiğimiz bir yöntem değildir. Yine bazı akıllı telefonların ateşin izlenmesine izin veren uygulamaları mevcuttur, bunların kullanımı da önerilmemektedir. Kulak termometreleri, pratik ve hijyenik olması, ölçümün iki saniye gibi kısa bir sürede yapılması gibi avantajları nedeniyle sık kullanılmaktadır. Kulaktan ölçülen vücut ısısı makattan ölçülene yakındır, gerçek vücut ısısı hakkında oldukça doğru sonuç verir. Ancak, kulak tüpleri veya kulak enfeksiyonu olması ölçümün doğruluğunu etkileyebilir. Kulak enfeksiyonu varlığında normalden daha yüksek ölçüm yapabilir. Soğuk bir günde dışarıda bir ölçüm yapılıyorsa, kulak sıcaklığını ölçmeden önce 15 dakika beklenilmesi önerilir.

YÜKSEK VÜCUT ISISI NELERE SEBEP OLABİLİR?

Ateş, vücudun enfeksiyona karşı geliştirdiği bağışıklık yanıtın bir parçasıdır. Vücut ısısı yükselmesi ile vücutta bağışıklık sistemi aktive olur, bazı mikropların çoğalması durur veya azalır. Ancak, ateşin yükselmesi, oksijen tüketimini, ihtiyacını artırır, bazal metabolizmayı hızlandırır, kanda hemoglobinin oksijen çekim gücünde azalmaya neden olur. Huzursuzluk, hallüsinasyon görmeye sebep olabilir. Ateş olduğunda çocuk kendini kötü hisseder. Ateşli çocukların %3-5’i havale geçirebilir. Genellikle, vücut ısısı 38,6°C’nin üzerine çıktığında ateşin dezavantajları başlar. Bu nedenle, ateş 38,6°C’nin üzerinde olduğunda mutlaka düşürülmelidir. Ayrıca, çocukta huzursuzluk, halsizlik, ağrı gibi şikâyetler varsa varsa, çocuk zayıf veya kansızsa, nörolojik hastalığı, kalp, akciğer hastalığı varsa veya yanık, kafa travması gibi durumlar söz konusu ise veya ateşli havale geçirme öyküsü varsa 38,6°C’yi beklemeden ateş düşürülmelidir.

Unutulmaması gereken şey, ateşin bir hastalık değil, hastalık belirtisi olduğu, düşmesinin çocuğun iyileşmesi anlamına gelmediğidir. Ateşi düşürürken amaç vücut ısısının normale döndürülmesi olmamalıdır. Hastanın konforunun sağlanmasının, küçük çocukların rahatladığı, büyük çocukların ise kendini iyi hissettiği vücut ısısı düzeyinin tedavi için yeterli olduğu akılda tutulmalıdır. Ateş düşürücü ilaçlar bu konuda aile ve hekimlerin en büyük yardımcısıdır.

ATEŞ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

Ateş düşürücü ilaçlar, hasta çocuğun konforunu iyileştirir, ağrısını azaltır, su kaybını azaltarak vücudun susuz kalmasını önler. Bu nedenle, ateşin düşürülmesinde çok önemli rol oynarlar. Ateşli bir çocukta yapılacak ilk şey sıvı alımını artırmak, aktiviteyi azaltmak ve ateş düşürücü ilaç tedavisi vermek olmalıdır. Ateşli bebeğin üstündeki giysiler çıkarılmalı, uygun dozda ateş düşürücü ilaç verilmelidir. Ateşi yüksek olan çocuğun üstünün örtülmesi, daha çok giydirilmesi önerilmediği gibi rutin olarak soğuk uygulama yapılması da önerilmez. Çünkü ateşi yükselen çocukta, ısı tasarrufu sağlamak amacıyla, periferdeki el ve ayak damarlarında vazokonstriksiyon (damarların büzülmesi, kasılması) olur. Bu nedenle, ateşlenen kişinin elleri, ayakları buz gibidir. Bir de her çocuğa erken dönemde soğuk uygulama yaparsak bu durumu daha da artırır, çocuğa zararlı olabiliriz. Bu nedenle, soğuk uygulamayı başlangıçta erken dönemde değil, ateş düşürücü ilaç tedavisi yeterli gelmediyse, ilaç verildikten en az 30 dakika sonra yapmamız önerilir. Soğuk uygulama, ılık su uygulaması veya ılık su ile banyo şeklinde yapılmalıdır.

SİRKEYLE VÜCUDU SİLMEK NEDEN ÖNERİLMİYOR?

Banyo suyu sıcaklığı 30-32 ºC olmalıdır. Buzlu ya da soğuk su ile banyo yapılması, alkol, kolonya veya sirke ile vücudu silmek veya banyo suyuna alkol eklenmesi gibi uygulamalar kesinlikle önerilmez. Bu uygulamaların yapılması halinde periferdeki el ve ayak damarlarında vazokonstriksiyon, büzülme daha da artacak, çocuk titreyerek daha fazla ısı üretecek, el ve ayakları buz gibi olmasına rağmen vücut iç ısısı daha da yükselecektir.

Parasetamol ve ibuprofen, çocuklarda ateş tedavisi için onaylanmış, rehberlerde önerilen ateş düşürücü ilaçlardır. Dünya genelinde, çocuk hekimlerinin en çok kullandıkları, ilk tercih ettikleri ateş düşürücü parasetamoldür. Amerikan Pediatri Akademisi başta tüm bilimsel kurumlar, rehberler ilk tercih olarak parasetamolü öneriler. Aspirin, erişkinlere verilebilir, ama 16 yaş altı çocuklarda Reye sendromudiye bilinen karaciğer yetmezliği ve ölüme sebep olan tablo ile ilişkisinden dolayı önerilmez. Yine, ateş düşürücü dozda verilen aspirinin mide, bağırsakta kanamaya neden olabileceği unutulmamalıdır. Ülkemizde bir ara yaygın olarak kullanılan Nimesülid, 12 yaş altı çocuklarda kontrendikedir, kullanılamaz. Ülkemizde 12 yaş altı kullanımı yasaktır. Ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak yaygın kullanılan bir diğer ilaç metamizoldür. Metamizolün çocuklara verilmesini önermiyoruz. Metamizol, güçlü bir ateş düşürücü ve ağrı kesicidir, ama kemik iliği baskılaması, agranülositoz gibi ağır yan etkilere sebep olabilir. Çocuklarda metamizol sonrası gelişen çok sayıda hipotermi (vücut ısısının tehlikeli derecede düşmesi) vakası bildirilmiştir. TC Sağlık Bakanlığı tüm hekimlere 14 Şubat 2021 tarihinde gönderdiği mektupla, metamizol etkin maddesi içeren ilaçların ilaca bağlı karaciğer hasarı riski taşıdıklarını belirtmiş, metamizol reçete edilirken dikkat edilmesini konusunda hatırlatma yapmıştır.

İbuprofen, çocuklarda ateş tedavisinde kullanılabilecek diğer bir ateş düşürücü ilaçtır. Parasetamol ve ibuprofenin karşılaştırıldığı birçok çalışmada her iki ilacın ateş düşürücü etkinliği benzer bulunmuştur. Ancak, tedavi dozlarında güvenlik, yan etkileri ile ilgili daha uzun süreli deneyim olması nedeniyle, ateş düşürücü tedavide parasetamol daha çok tercih edilir. İbuprofen, tedavi dozlarında nadir de olsa gastrit, hazımsızlık, mide kanaması, cilt döküntüleri, akut böbrek hasarına neden olabilir. Altı aydan küçük bebeklere, böbrek toksisitesi riski nedeniyle, ibuprofen verilmesi önerilmez. Altı aydan büyük parasetamole yanıt vermeyen bebeklerde ibuprofen kullanılabilir. Ancak çocuğun susuz kalmamasına dikkat edilerek verilmelidir. Üç aydan küçük bebeklerde parasetamol doktor önerisi ile kullanılmalıdır.

Pratikte, bazı hekimler, özellikle aileden kaynaklanan ateş kaygısı nedeniyle, parasetamol ve ibuprofeni birlikte veya dönüşümlü kullanma eğilimdedirler. Ancak yapılan birçok çalışma ve bu çalışmaların birlikte değerlendirildiği geniş metaanalizler, parasetamol ve ibuprofeni birlikte veya dönüşümlü şekilde vererek yapılan tedavinin daha yararlı olduğu hakkında yeterli kanıt olmadığını göstermiştir. Tam tersine, iki ateş düşürücü ilacın birlikte verilmesi yan etki, hatta zehirlenme riskini artırır. Bu nedenle, parasetamol verilen bir çocukta ateş yüksekliği devam ediyorsa, kombine veya dönüşümlü tedavi kararı vermeden önce, altta yatan önemli bir hastalık olup olmadığından emin olunmalı, bebeğin ateş düşürücü ilacı kilosuna göre doğru dozda alıp almadığı kontrol edilmelidir. Parasetamol dozunun yaşa göre değil kiloya göre ayarlanması gerektiği unutulmamalıdır.

BU UYARILARA DİKKAT!

Üşüyebilir korkusu ile çocuğun giysilerini çıkartmamak ve daha çok giydirmek doğru değildir. Antibiyotikleri ateş düşürücü olarak düşünmek, ateşli çocuğa endikasyon olmadan antibiyotik vermek yapılabilecek en büyük yanlıştır. Üç aydan küçük bebeklerde ateş, çok ciddi enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu nedenle bebeğiniz 3 aydan küçükse hemen en yakın sağlık kuruluşuna acilen başvurmanız gerekir. Yine 2 yaş altındaki bebeğiniz ateşlendiyse, ateş düşürücü ilaç verdikten hemen sonra doktorunuza başvurunuz. Çocuğunuzun ateşi; 40 °C’nin üzerinde ise, inleme veya aşırı huzursuzluğu varsa, genel görünümü kötüyse, ateşin yanında uyku eğilimi varsa veya zor uyandırılabiliyorsa, dalgın veya sayıklıyorsa, sürekli kusuyorsa, cildinde mor döküntüler oluşuyorsa, boyun kısmında, ensesinde sertleşme varsa, bıngıldağı kabarık ise, zor nefes alıp veriyorsa veya daha önce “havale” geçirmiş ise zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ